AİLEDE KADININ ÖNEMİ VE BİREYİN GELİŞİMİ

AİLEDE KADININ ÖNEMİ VE BİREYİN GELİŞİMİ

Aile, insanın hayata ilk adımını attığı yer; sevginin, güvenin ve kimliğin sessizce şekillendiği ilk dünyadır.

Bu dünyanın kalbinde kadın yer alır. Kadın yalnızca bir aile üyesi değil; duyguların dili, bağların mimarı ve bireyin iç dünyasını besleyen en güçlü kaynaktır.

Psikolojik ve sosyolojik açıdan bakıldığında aile, bireyin gelişim yolculuğunda barınmadan çok daha fazlası ile temel çevresini oluşturur.

Kadının sevgiyle kurduğu bağ, bireyin ruhunda güven duygusunu yeşertir.

Çocuk kendini değerli hissetmeyi, duygularını tanımayı ve ifade edebilmeyi çoğu zaman onun şefkatinde öğrenir.

Kadının sesi bireyin iç dünyasında yankılanan ilk ninnidir; onun tutumu bireyin kendisiyle ve başkalarıyla kuracağı ilişkinin temellerini oluşturur.

Sevgiyle büyüyen bir birey hayata daha sağlam tutunur.

Toplumsal açıdan ise kadın, kültürün ve değerlerin sessiz taşıyıcısıdır.

Saygı, sorumluluk, empati ve adalet duygusu çoğu zaman kadının davranışlarında şekillenir.
Kadına değer verilen ailelerde birey yalnızca güçlü bir benlik değil, aynı zamanda sağlıklı bir toplumsal bilinç geliştirir.

Değer gören bir kadın, bireyin dünyasında değerin ne anlama geldiğini öğretir.

Sonuç olarak bireyin gelişimi, ailede kadına verilen değerle doğrudan ilişkilidir.
Kadının sevgiyle desteklendiği, emeğinin görüldüğü ve sözünün kıymetli olduğu ailelerde birey; saygılı, duyarlı ve topluma umut taşıyan insanlar olarak yetişir.

Bu nedenlerle de kadını yalnızca aile içinde var olan bir rol olarak değil, bireyin geleceğini inşa eden bir güç olarak görmek gerekir.

Ona değer vermek sözle değil, tutumla gösterilmelidir.

Çünkü kadına verilen değer aslında insanın kendisine ve yarınına verdiği değerdir.

Ulu Önder Atatürk de kadını yalnızca ailenin değil, toplumun ve geleceğin temel taşı olarak görmüştür.

Ona göre bir toplumun ilerlemesi kadının hayattaki yeri ve değeriyle doğrudan ilişkilidir.
Kadını geri bırakılan bir milletin ilerleyemeyeceğini açıkça dile getirmiş, çağdaşlaşmanın yolunu kadının güçlenmesinde görmüştür.

Nitekim bu düşüncesini şu sözüyle ifade etmiştir:

“Dünya üzerinde gördüğümüz her şey kadının eseridir.”

Bu yaklaşım, aile ve kadın kavramını bizlere yalnızca anlatmakla kalmayıp; sabırla, incelikle ilmek ilmek işleyen kıymetli yüksek lisans hocam Prof. Dr. Binali Pınar’a emeği, rehberliği ve ufuk açan bakışı için içten bir teşekkürle tamamlıyorum.

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar