Toplumların Yorgunluğu

Toplumların Yorgunluğu

AYNI HEYECANI YAŞAYAMAYAN TOPLUMLARIN YORGUNLUĞU

“Bir milleti ayakta tutan, ne topudur ne tüfeğidir; onu ayakta tutan, vicdanlarda
yaşattığı ortak duygulardır.”

Mustafa Kemal Atatürk

Bir toplumun ayakta kalabilmesi için sadece hukuki yapılar, ekonomik düzenlemeler ya
da güvenlik tedbirleri yeterli değildir. Asıl mesele; birlikte hissedebilmek, aynı
duygularla coşabilmek ve aynı acılarda tek yürek olabilmektir. Toplumların temel harcı,
ortak heyecandır. Bugün işte o harç çözülmekte, o bağlar kopmaktadır.
Ne zaman bir acı yaşansa, bir kısmımız yas tutarken diğer kısmımız görmezden geliyor.
Ne zaman bir sevinç yaşansa, bir kesim coşarken diğer kesim dudak büküyor. Sanki bu
ülke iki farklı gerçeklikte yaşıyor, iki farklı duyguda salınıyor. Ortak heyecanlarımız
giderek silikleşiyor.
Bu dağınıklığın en büyük sebeplerinden biri, iktidarın toplumu kutuplaştırma
politikalarıdır. Yıllardır uygulanan “biz ve onlar” söylemi, milletin ortak değerlerini
törpüledi. “Yerli ve milli” diyerek kendi yanındakileri yüceltip, diğerlerini dışlayan bir
anlayış hâkim oldu. Oysa millet dediğin, farklılıkların uyumuyla var olur. Herkesi aynı
kalıba sokmaya çalışırsan, o milletin ruhunu da boğarsın.
“İktidarlar milletin heyecanını paylaşmazsa, millet de zamanla heyecansızlaşır.”
Cemil Meriç
Evet, insanlar yoruldu. Her gün başka bir kutuplaşma, her sabah başka bir hakaret dili.
Bayramlarda bile birlik hissi yerini siyasi kampanyalara bıraktı. Milli maçta bile artık
aynı duyguyla heyecanlanamıyoruz. Çünkü o ortak alanlar, sistemli şekilde tahrip edildi.
Depremde, yangında, selde… Her felakette görüyoruz ki, millet yardıma koşmak istiyor
ama sistem insanları engelliyor. Gönüllülüğü bile bürokratikleştirip, merkeziyetçi bir
kibirle halkın enerjisini bastırıyorlar. Oysa milletin heyecanı; samimiyetle, karşılık
beklemeden, ortak bir vicdanla ortaya çıkar.
“Bir ülkenin geleceği, gençlerinin aynı hayali kurabilme gücüne bağlıdır.”
Ziya Gökalp

2
Bugün gençler aynı hayali kuramıyor. Kimisi yurtdışına gitmenin peşinde, kimisi
atanamamanın bunalımında, kimisi geleceksizlik duvarına çarpmış. Eğitim sistemi
darmadağın, liyakat yerine sadakat esas alınmış. Adalete güven kalmamış. İşte bu
ortamda, kim aynı coşkuyla sabaha uyanabilir?
Millet olmak, sadece aynı sınırlar içinde yaşamak değildir. Aynı heyecana, aynı hedefe
inanmak gerekir. Bu inanç aşındıkça, ülke sadece bir coğrafya parçasına dönüşür.
Halbuki Türkiye, sıradan bir coğrafya değildir. Burası binlerce yıllık medeniyetlerin
kesişim noktasıdır. Ama bu derinliği taşımak, basiretsiz iktidarların boyunu aşar.
Bugün acil ihtiyacımız olan şey, yeniden “biz” olmayı hatırlamak. İktidarıyla,
muhalefetiyle değil; insanıyla, kalbiyle, vicdanıyla yeniden bir millet olabilmek. Bunu
başaramazsak, sadece sosyal medyada yaşayan suni kalabalıklar haline geliriz. Ve
unutmayalım: Kalabalık olmak, millet olmak değildir…

Gültekin KÜPELİ – 29.07.2025

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar